Demokratik olarak ortaya çıkan anayasa paketinin sevabı da günahı da kimseye yüklenemez.
12 Eylül 2010 tarihinde yapılacak referandum ile yeni anayasa paketi oylanacaktır. Ancak bu süreç sanki “evet” derseniz mevcut iktidara “ödül”, “hayır” derseniz “ceza” gibi algılanmaya ve bu şekilde sunulmaya başlandı.
Aslında pek de haksız değiller. Çünkü iktidar “evet” mitingleri yaparken muhalefet partileri “hayır” mitingleri yapmaktadır.
Anayasa mevcut iktidarın anayasası değildir.
İktidarın kendisini hazırladığı anayasa ile bu kadar özdeşleştirmesi ve sandıktan “evet” çıksın diye mitingler düzenlemesi büyük bir demokratik bir çelişkidir.
Nihayetinde anayasayı zaten değiştirecek tek kurum meclistir. Ancak bu işi kamu yararını düşünerek ve de herkesin anayasası olacağı gerçeğini de asla akıllardan çıkarmayarak, halkın temsil edildiği sadece siyasi güçler ile değil sivil kuruluşlarla da danışarak ve tartışarak yapmak durumundadır. Yani demokratik bir ortamda hazırlanmalıdır. Bu durumda ortaya “mutabakat” sonucu ile oluşan bir anayasa çıkar. Artık çıkan anayasa halk içindir ve de halka gidilerek onların da fikri alınır.
Bu durumda iktidarın referandumdan çıkacak sonucu kendi varlığının meşruluğu ile özdeştirmesi, akıllara acaba bu anayasa gerçekten bir grup tarafından yapılmış ve de sadece bir grubu temsil eden bir anayasa mıdır? Sorusunu getirmektedir.
Anayasa paketi hazırlanırken, iktidarın birçok kesimin, grubun, örgütün vs. fikrini aldığı göz önüne alınırsa, bu “evet” mitingleri oldukça anlamsız gözükmektedir.
İktidarı sevin ya da sevmeyin, en azından medyaya yansıyan konuşmalarını hatırlarsanız, iktidar her öneriye açık olduğunu ve de paketi beğenmeyenlerin getireceği yeniliklere de açık olduğunu defalarca dile getirmişti.
Bu çağrıya uymayan anayasayı iktidardaki partinin yasası sanıp ve bu günlerde miting yapmalarına yardımcı olacak ortamı hazırlar şekilde ellerini taşın altına koymayan muhalefet partileri de “hayır” mitingleri düzenlemekte, belki de iktidarı “evet” mitingleri yapması konusunda teşvik etmektedir.
Sonuçta demokratik bir şekilde bir iktidar anayasayı değiştirme çalışmalarına girişmiş, destek, eleştiri istemiş, kimse bu çağrıyı dikkate almamış ve nihayetinde anayasa iktidar partisinin üzerine adeta yıkılmıştır.
Her konuda kutuplaşmaya sürüklenen ülkemizde, referandum da bir kutuplaşmaya yol açmıştır.
Ancak dikkat çekici bir nokta şudur, neye “evet” demeliyiz neye “hayır” demeliyiz? Kaç kişinin bundan haberi vardır, kaç kişi bunları dile getirmektedir? Kaç kişi hazırlanan yeni anayasayı okumuştur? Bildiğim kadarı ile web sayfalarında mevcut ancak halkımızın kaçı bu imkana sahip?
Hepimizi ilgilendiren bu yenilik için slogan haline gelmiş tek şey “80 darbesinin anayasasının yürürlükten kaldırılıyor” olmasıdır. Ancak bu durum bir anayasaya “evet” ya da “hayır” demek için yeterli değildir ve olmamalıdır.
Benim önerim şudur: bir gün bu iktidar ya da muhalefet kalır ya da gider..ancak bizler hep bu anayasa ile kalırız..Ulaşabileceğiniz yerlerden yeni anayasayı dikkatlice okuyun..sandığa tamamen kendi iradeniz ile gidin ve de kararınızı verin…