Referandum propagandalarına kadın da karıştı, hoş zaten her şey kadın üzerinden yürüyor, yürütülüyor...maalesef en büyük araç ve amaç!
Kadınlarla ilgili bir “pozitif ayrımcılık” olayı vardır; ben buna da karşıyım ne pozitif ne negatif, herhangi bir ayrımcılığın hepsine karşıyım..
O kadar işlemiş ki içimize “kadın” olmanın “ayrı” bir durum olduğu; günlük dilimizden siyasete, ekonomiye, magazine vs. her yerde kadın olmak farklılaştırılıyor, nesneleştiriliyor ve her şey bunun üzerinden yürütülüyor.
Çocukluğumuzdan başlıyor;
Barbie bebekler, pembe kıyafetler, evcilik oyunlarında tipik anne rolü vs.
Sonra dilimize yerleşiyor;
“ay dede”, “devlet baba” “adam ol” “bilim adamı” “erkek bir kız” …
Her gün medyada karşımıza çıkıyor;
“bikiniyle yakalandı”: aman ne büyük olay sanki denize elbise ile girilir
“aldatan karısını bıçakladı”: demek istiyor ki “tamam bıçakladı ama neden? Çünkü aldattı” yani hak etti,
“trafik kazasında 3ü kadın 5 kişi öldü”: nasıl yani? 5 kişi öldü, ama üzülmeyin 3ü kadın mı demek bun?
Bir de “kadın programları” vardır. Ne vardır bu programlarda; koca arayan ablalar, dikiş öğrenen genç kızlarımız.. Yani bir tartışma programını kadın izleyemez mi? Niye ayrıt etme gereği duyuluyor ki?
Bunun da ötesinde kapitalizm de bir güzel kullanıyor bizleri. İdeal kadını anlatıyor reklamlarda; güzel yemek yapmak kıskanılagelen bir durum olarak karşımıza konuluyor; sonra da “Flash! Bilmem ne yöntemi ile ayda şu kadar kilo verebilirsiniz” haberi ile beni baş başa bırakıyor.
Bir şampuanın reklamını yapacaklar; şampuan hikâye, saçlar yıkanıyor, ahenk haline dalgalanırken cafeye giriliyor ve de erkeğin ilgisini çekiyor. Şunu demek istiyor: “Bu şampuanı kullanın ve erkeklerin dikkatini çekin”?.
Yaratılıştan “erkek” veya “kadın” olarak dünyaya geliyoruz. Kültür içinde de farklı rollere sahip oluyoruz. Ancak bu durum bizim “farklı” olduğumuzu, “erkeğe bağlı olduğumuzu” “aptal” olduğumuzu göstermez. Sadece erkek egemen toplumda yaşadığımızı gösterir! Bu egemenlik her alana yayılıyor ve sarıyor bizi. Akıllara şu gelmiyor değil; yoksa bu egemenlik midir bütün ilişkiler altüst eden, çözen, bizi yerimizde saydıran?